Siverek’te Uygulamalı Bilimler Fakültesi açıldı

[ad_1]

Hasan Çelebi Mahallesi’ndeki fakültede düzenlenen açılışa; Ak Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ayşe Kardaş, Kaymakamı Vural Karagül, Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Şerafettin Çelik, Belediye Başkanı Resul Yılmaz, daire amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Açılış töreninde konuşan Ak Parti Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, öğrencilere tavsiyelerde bulunarak şöyle dedi:

“Bir hizmete vesile olmamız bizi mutlu ediyor. Siz değerli öğrencilerimizden ricam silah ve kaba kuvveti çatıştırmayın, fikirlerinizi yarıştırın. Hangi fikirde olursanız olun, sağcı solcu, inançlı inançsız buna saygı duyarım. İnsanın fıtratında var olan bir şey ama mutlak suretle elinizde kalem, kafanızda fikirler olsun. Başka da bir şeye tenezzül etmeyin. Fakültenin hayırlı olmasını temenni ediyorum.”

Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından fakültenin açılışı yapıldı.

 

 

 

 

[ad_2]

Kaynak

Başörtülü kadın simgesi akıllı telefonlarda

[ad_1]

Başörtülü kadın emojisi 2017 yılında akıllı telefonlara geliyor.

Evrensel Kod Konsorsiyumu, aralarında başörtülü kadının da bulunduğu 56 emojiyi onayladı. 2017 yılında akıllı telefonlarda kullanılacak bir emojinin onaylanması için önce Evrensel Kod Konsorsiyumu’na (Unicode) bir sunum yapılması gerekiyor.

15 yaşındaki Suudi Rayuf Alhumedi’nin teklifi

15 yaşındaki Suudi Rayuf Alhumedi’nin teklifiyle konsorsiyuma gelen başörtülü kadın emojisinin sunumunda da dikkat çekici vurgular var. Sunumda, başörtüsünün yalnızca Müslüman kadınların değil, Ortodoks Yahudilik ile Katolik ve Ortodoks Hıristiyanlık’ta da önemli bir sembol olduğu ifade ediliyor. BBC’nin haberine göre, aynı sunumda, konsorsiyuma, puşili erkek emojisini de değerlendirmeye alınabileceği hatırlatılıyor.


YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi’ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

[ad_2]

Kaynak

Tauber: Radikallerin üzerine yasaların tüm sertliğiyle gidilmeli

[ad_1]

Almanya’da salı sabahı Selefi gruplara ait ‘Gerçek Din’ adlı örgüte yapılan baskınlarla ilgili, ‘keyfi olmaması ve ölçülü davranılması’ uyarısında bulunan Uyum Bakanı Aydan Özoğuz’a, siyasilerden tepki geldi.

CDU/CSU, Bakan Aydan Özoğuz’un bu açıklamalarını, güvenlik güçlerini arkadan vurmak olarak yorumladı. Bavyera İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, “Bizim güvenlik birimlerimize karşı güvensizlik yayıyor” diyerek Bakan Özoğuz’u eleştirdi. CDU Genel Sekreteri Peter Tauber ise ‘Radikallerin üzerine ölçülü değil, yasaların tüm sertliğiyle gidilmesi’ gerektiğini belirtti ve “Bizim güvenlik birimlerimize mükemmel çalışmaları nedeniyle teşekkür edeceği yerde, sayın Özoğuz çelme takıyor” dedi.

‘ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL’

CSU Grup Başkanı Gerda Hasselfeldt, asıl Uyum Bakanı Aydan Özoğuz’un ölçüyü kaybettiğini söyledi ve bunu ‘yanlış hoşgörü’ olarak niteledi. “Yanlış hoşgörüye yer yok” diyen Hasselfeldt, ‘Gerçek Din’ adlı örgütün Almanya’da anayasaya karşı düşmanlık yaydığını ve gençleri radikalleştirdiğini belirtti. Polis Sendikası Başkanı Rainer Wend ise Özoğuz’un sözlerini, “Anlaşılır gibi değil. Hiç böyle bir şey yaşamadım” diyerek sert dille eleştirdi. Wend, Başbakan Angela Merkel’i bu konuda net tavır almaya çağırdı.


Alman Polisinden Selefilere ‘şafak’ baskınıAlman Polisinden Selefilere ‘şafak’ baskını

‘YASAK, HERKESİN GÜVENLİĞİ İÇİN’

‘Ölçü’ tartışmalarına Almanya’daki İslam cemaatleri de katıldı. Almanya Müslümanları Merkez Konseyi (ZMD) Başkanı Aiman Mazyek, Selefi örgütün yasaklanmasını doğru bulduklarını açıkladı. Mazyek, “Bu, Almanya’da Müslümanlar da dahil herkesin güvenliğine” diye konuştu, ancak yasakla bu grubun daha da radikalleşebileceği tehlikesine de dikkati çekti.

‘BENİM GÜVENİM TAM’

Uyum Bakanı Aydan Özoğuz ise eleştirilerle ilgili şu açıklamayı yaptı: “Yanlış anlaşılmasın. Benim güvenlik birimlerine güvenim tam. Radikal Selefilere karşı her başarılı darbe önemli ve dini radikalizmle mücadelede büyük başarı. Ancak radikalizme karşı baskınlar tek başına yeterli değil.”

[ad_2]

Kaynak

Peşmerge'den PKK'ya sert çağrı: Kan dökülmeden terk edin

[ad_1]

Irak’ta Peşmerge güçleri Sincar (Şengal) cephesi komutanlarından General Sime Boseli, terör örgütü PKK’nın Musul’a bağlı Sincar ilçesini, “ikinci Kandil” yapma hayaline izin vermeyeceklerini belirterek, “PKK’nın, Şengal’i savaşsız bir şekilde terk etmesini diliyoruz. PKK, kan dökülmesine yol açmadan bölgeyi derhal terk etmelidir” dedi.

AA muhabirine konuşan General Boseli, terör örgütü PKK’nın Sincar’da çocuk kaçırma, ev yıkma ve adam öldürme gibi eylemlerinin “kabul edilemez bir noktaya” geldiğini ifade etti.  Herhangi bir çatışma yaşanmadan ve kan dökülmeden PKK’nın Şengal’i terk etmesini istediklerini dile getiren Boseli, şunları söyledi:

“PKK, kan dökülmesine yol açmadan bölgeyi derhal terk etmelidir. Şengal halkını rahatsız eden evlerin yakılması, çocukların kaçırılması ve erkeklerin öldürülmesi olaylarının faili PKK’dır. PKK, Şengal’i ikinci Kandil yapabilmek için her türlü vahşeti uyguluyor. Fakat PKK’nın bu ham hayalinin Şengal ve çevresinde gerçekleşmesine izin vermeyeceğiz. Şengal halkı, geleceğiyle ilgili kararını kendi verecektir. Bunu sağlayacağız. PKK’nın da bu şehirde kalmasına hiçbir şekilde müsaade etmeyeceğiz.”

Boseli, PKK’nın Haşdi Şabi milisleriyle kol kola hareket ederek Sincar’ı istikrarsızlaştırmak için her türlü yola başvurduğunu, bu iki örgütün kadın ve çocukları kaçırarak silah altına aldığını vurguladı.  Suriye sınırında Musul ve Telafer’in batısında yer alan Sincar ilçe merkezinin Peşmerge kontrolünde olduğunu ancak çevredeki 13 köyün hâlâ DEAŞ’ın elinde bulunduğunu aktaran Peşmerge Komutanı, koalisyon güçlerinin desteğiyle bu köyleri de kurtaracaklarını dile getirdi. 

[ad_2]

Kaynak

16 Kasım günün menüsü (Balık sofrası)

[ad_1]

16 Kasım günün menüsünde ne var diye merakla bekleyenler var, biliyoruz. Sizi daha fazla bekletmemek için harika tariflerle geldik. Balık sofrası tarifleri.

Nedir balık sofrası?

Balığın en bol en lezzetli en taze olduğu bu mevsimde sevdiğimiz balıkların çeşitli yan lezzetlerle birleşip oluşturdukları efsane sofralara balık sofrası denir.

Çinakoptan sarıkanata, lüferden hamsiye birbirinden sağlıklı ve  leziz balıklar yemenin tam zamanı.

Balığın yanında neler yenir?

Öncelikle balığın yanında kesinlikle yeşillik yenir. Yeşilliği her türlüsü yenir. Roka, göbek, kıvırcık, taze nane… Her biri balığın tadını kat ve kat arttıracak yiyeceklerdir.

Bunun dışında haşlanmış sebzeler olur. (Brokoli,havuç Mısır,mantar)
Tereyağlı patates püresi de balığın yanında yenilecekler listesinde vardır.

 

16 Kasım günün menüsünde neler var?

 

Fırında levrek tarifi

Tavada palamut tarifi

Hamsili pilav

Balık nasıl seçilmeli, nasıl pişirilmeli?

Bakla yemeği tarifi

Fırında parmesanlı kuşkonmaz

 

İçecek olarak şalgam suyundan başkası akıllara gelmez.

Evde şalgam suyu nasıl yapılır? Biraz zahmetli ve bekleme süresi olan bir lezzet olsa da buna değer.

Şalgam suyu için malzemeler; (10 litre)

*1 tane şalgam
*1 tane pancar
*1 kilo kadar siyah havuç
*1 yemek kaşığından biraz eksik limon tuzu
*4 yemek kaşığı salamuralık tuz
*1/2 ekmek
*Kavanoz

 

Şalgam suyunun yapılışı;

Şalgamın, pancarın ve havuçların kabuklarını soyun ve pancar ve şalgamı dilimleyin. Havuçları ise boydan olacak şekilde 4’e bölün. Temiz bir tülbendin içine ekmekler konarak bohça gibi düğümleyin. Tuzun haricindeki diğer tüm malzemeleri bidonunuzun içine koyun. Başka bir kabın içinde tuz su yardımıyla iyice eritin ve bidona bu şekilde koyun. Bidonu tamamen su ile doldurup tülbendi de onun içine koyun.

15 gün serin bir yerde sakladığınız bidonu 15 gün sonunda açabilirsiniz.

Afiyet olsun

[ad_2]

Kaynak

Zara marka elbisenin astarından fare çıktı #sondakika #flaş #haber @sehirbulteni

[ad_1]

Elbise astarındaki fareImage copyright
FACEBOOK

New York’ta yaşayan Cailey Fiesel, Zara’dan 40 dolara satın aldığı elbisenin astarında ölü bir fareyle karşılaştı.

Fiesel, elbiseyi satın almasından haftalar sonra, kıyafetten kötü bir koku geldiğini fark etti.

24 yaşındaki Fiesel kıyafeti giydiğinde de bir şeylerin bacağını kaşındırdığını hissedince, elbisenin astarından bir fare ayağının sarktığını gördü.

New York Post gazetesine konuşan Fiesel, “Dondum kaldım, korkudan felç oldum. Küçük bir ayağın astardan sarktığını gördüm. Korkunçtu” dedi.

Fiesel, İspanyol hazır giyim markası Zara’ya dava açtı.

Fiesel ayrıca “Bir şeyin bacağıma sürtündüğünü fark ettim ve astardaki bir dikiş ya da hırsızlığa karşı konulan sensörlerden olduğunu sandım. Ama sensör değildi, bir fareydi” dedi.

Image copyright
FACEBOOK

Avukatları Fiesel’in yaşadığı duygusal travma ve fare kaynaklı bir hastalık nedeniyle oluşan kızarıklık nedeniyle tazminat davası açtığını belirtti.

Zara ABD’nin bir sözcüsüyse şirketin konuyu bildiğini ve araştırdığını söyledi.

Sözcü “Zara ABD’nin çok sıkı sağlık ve güvenlik standartları vardır ve ürünlerimizin bu sıkı standartlara uyması taahhüdümüze bağlıyız” dedi.

[ad_2]

Kaynak

Abbas Güçlü 'Öğretmenlik Sanatı' söyleşisine katılıyor

[ad_1]

“Öğretmenler Günü” kapsamında yapılacak olan “Öğretmenlik Sanatı” temalı etkinlikte Çevre Koleji, usta gazeteci yazar Abbas Güçlü’yü ağırlıyor.

Çevre Koleji konferans salonunda gerçekleşecek söyleşide Abbas Güçlü “Öğretmenlik bilim midir, sanat mı? Sınav sistemleri doğru ölçüp değerlendiriyor mu? eğitim sistemi içerisine sıkışmış öğretmenler” konu başlıkları üzerine öğretmenlerle söyleşi gerçekleştirecektir.

Yer: Çevre Koleji Konferans Salonu
Tarih: 18 Kasım 2016
Saat: 16.30 Kokteyl – 17.00 Söyleşi

[ad_2]

Kaynak

Ağız kokusuna en pratik çözüm

[ad_1]

Dişleriniz sağlıklı, kontrollerini düzenli yaptırıyorsunuz. Yediklerinize dikkat ediyor, karanfil, tarçın, maydanoz gibi besinleri sıklıkla tüketiyorsunuz. Tüm bunlara rağmen ağız kokusu kabusunuz olmaya devam ediyorsa, en basit yöntemi atlamış olabilirsiniz: Su içmek!

Yetersiz sıvı alımı sonucunda tükürük miktarının azaldığına ve buna bağlı olarak ağız kokusu yaşanabildiğine dikkat çeken Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, günde iki litre su içerek bu sorunun giderilebileceğini söyledi.

Kalabalıklar içine çıkmak istemiyor, biriyle konuşurken sürekli elinizi ağzınıza götürüyorsunuz. Oysa dişleriniz sağlıklı, geniz akıntısı, bademcik iltihabı gibi rahatsızlıklarınız yok. Kokusu ağır olan yiyecekleri hayatınızdan çıkartalı o kadar uzun zaman oldu ki, artık tatlarını bile hatırlamıyorsunuz. O halde hayatınızı büyük bir kabusa çeviren ağız kokusunun sebebi ne olabilir?

Belki de, sizin için sosyal fobiye dönüşen bu rahatsızlıktan kurtulmada uygulayabileceğiniz en basit yöntemi atlıyorsunuz! Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, günde iki litre su içerek ferah bir nefese kavuşmanın mümkün olduğunu söyledi.

Diyetisyen Canan Aksoy, yetersiz sıvı alımı ile ağzı kokusu arasındaki ilişkiye şöyle açıkladı, “Gün içinde az besin tüketimi ve yetersiz sıvı alımı nedeniyle tükürük miktarı azalabilir. Aynı zamanda tansiyon ve psikiyatri ilaçları, kansızlık, ağız içi enfeksiyonları, ateşli hastalıklar ve diyabet de, tükürük üretiminin azalmasına yol açabilir.

Tükürük üretiminin azalması nedeniyle, ağız temizliği için gerekli olan sıvı yetersiz kalır. Bu durum da, ağız kokusuna neden olur.” Çeşitli nedenlerle azalan tükürük sıvısını artırmak için suyun çok önemli olduğunu söyleyen Aksoy, günde iki litre suyun ağız sağlığını korumaya yardımcı olduğunu belirtti. 

Konuşmayı bile etkiliyor!

Tükürük salgısının azalmasının kokunun yanı sıra ağız kuruluğuna da yol açtığını ifade eden Canan Aksoy, bu durumun yutkunma, çiğneme ve konuşmayı etkilediğini söyledi. Aksoy, “Bu etkilerden korunmak için yeterli sıvı tüketmek gerekir. Sık sık içilen su ağız kuruluğunu giderir, dokuları nemlendirir, yutmayı kolaylaştırır ve ağız temizliğine yardımcı olur” diye konuştu. 

Su ihtiyacı kişiye göre değişiyor

Oksijenden sonra en önemli yaşamsal öge olan suyun günlük ihtiyaçtan daha az tüketilmesi, vücut fonksiyonlarında aksaklıklara neden oluyor. Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, bu aksaklıkların nedeni ile ilgili olarak, “Besinlerin sindirimi, emilimi, hücrelere taşınması, eklemlerin kayganlığının sağlanması, elektrolitlerin taşınması ve ağız sağlığı su ile gerçekleşiyor. Bu nedenle yemek yemeden haftalarca yaşanabilirken susuz ancak birkaç gün hayatta kalınabilir. Vücut suyunun yüzde 10’u yitirildiğinde yaşam tehlikeye girer, yüzde 20 oranında eksilmesi ise ölümle sonuçlanır” dedi.

Kilo vermekten böbrek sağlığına, cilt güzelliğinden bağışıklık sisteminin güçlenmesine kadar birçok görevde rol alan suya ne kadar ihtiyaç duyulduğu, kişinin fiziksel aktivitelerine, fizyolojik durumuna ve sosyal yaşantısına göre değişiklik gösteriyor. Günlük su ihtiyacı genel olarak alınan kaloriye göre belirleniyor ve her bir kalori alımı için, 1-1.5 ml su tüketmek gerekiyor. Örneğin, günlük 1500 kalori alan birinin su ihtiyacı 1.5-2 litre. Terleme, spor – egzersiz, nemli yaşam alanı ise su gereksinimi artıran faktörler olarak sıralanıyor. 

Yeterli su alıp alınmadığını takip etmek için en kolay yöntem, idrarın sayısını ve rengini kontrol etmek. Yetişkin bir birey günde 6-7 kere idrara çıkıyorsa ve idrar rengi açık sarı veya soluk sarı renkteyse, yeterli su tüketimi olduğu kabul ediliyor.

Çay ve kahve, suyun yerini tutmuyor

• Sabah uyandığınızda ve gece yatarken su içmeyi alışkanlık haline getirin.
• Bebeğinizi biberon ile besliyorsanız, sütünü içirdikten sonra ağız temizliği için su içirin. 
• Sağlıklı suyun arıtılmış olması ve iyi koşullarda saklanması gerekir. En iyi saklama koşulu da, cam şişede saklama şeklidir.
• Su, yaşam içeceğidir. Çay, kahve gibi içecekler suyun yerine geçmediği gibi, idrarda artış yaparak vücudun daha fazla sıvı kaybetmesine yol açar. 
• İçtiğimiz sularda bile bulunabilen ağır metallerden kurtulmanın en kolay yolu, arıtılmış su tüketmektir.
• Suyun tadını sevmiyorsanız, içine bir dilim limon, taze nane, salatalık veya Çubuk tarçın atarak lezzetlendirin.
• Su içmeyi unutuyorsanız hatırlatıcı notlar yazın.
 

[ad_2]

KAYNAK

Türkiye 6 yıldan sonra İsrail'e büyükelçi atadı

[ad_1]

Tel Aviv Türkiye büyükelçiliğiImage copyright
Getty Images

Image caption

Tel Aviv’deki Türkiye Büyükelçiliği

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Ökem’in İsrail’e büyükelçi olarak atandığını duyurdu.

Başbakanlık Dış Politika Danışmanı Ökem, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun danışman ekibinde yer alıyordu.

Altı yıldır boş olan Tel Aviv büyükelçiliğine atanan Ökem, daha önce Dışişleri’nde Ortadoğu Genel Müdür Yardımcısı olarak hizmet vermişti.

Erdoğan Pakistan’ın başkenti İslamabad’a hareketinden önce yaptığı basın açıklamasında “Kemal Ökem Bey’i İsrail’e büyükelçi olarak atıyoruz. Onlar da elçi atıyorlar. Bugün sanırım görevine başlamış olacaklardır” dedi.

İsrail de dün Londra Büyükelçi Yardımcısı Eitan Naeh’i Ankara’ya büyükelçi olarak atadığını açıkladı.

Naeh 1993-1997 yılları arasında ikinci ve birinci katip olarak Ankara’da görev yapmıştı.

İsrailli diplomat daha önce de ülkesinin Azerbaycan Büyükelçisiydi.

İsrail ve Türkiye, 2010 yılında 10 aktivistin hayatını kaybettiği Mavi Marmara saldırısı sonrası büyükelçilerini karşılıklı olarak geri çekmiş, diplomatik ilişkiler de maslahatgüzar seviyesinde yürütülmüştü.

İki ülke arasındaki 6 yıldır devam eden diplomatik kriz ise Haziran ayında varılan; 20 Ağustos’ta TBMM, 31 Ağustos’ta da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanan anlaşmayla resmen son bulmuştu.

[ad_2]

Kaynak